Reklam
Reklam
BIST 100
13.943,87 -0,95%
DOLAR
47,3391 0,16%
EURO
53,8477 0,01%
GRAM ALTIN
6.168,06 0,22%
FAİZ
42,31 -0,35%
GÜMÜŞ GRAM
88,60 1,07%
BITCOIN
63.760,00 -0,55%
GBP/TRY
63,1184 0,07%
EUR/USD
1,1370 -0,06%
BRENT
96,78 -3,88%
ÇEYREK ALTIN
10.084,77 0,22%
Kahramanmaraş Açık
Kahramanmaraş hava durumu
32 °
Reklam

AFŞİN’DE SU DEĞİRMENLERİ…!

Reklam

Bir zamanlar suyun sesiyle dönerdi hayatın çarkı! Bir zamanlar hayatın ritmini belirlerdi suyun sesi. Çobanpınarı’ndan süzülüp gelen sularla dönerdi değirmen taşları. Buğdaylar öğütülür, un olurdu; o unlarla tandırlarda ekmekler pişer, sofralara bereket taşınırdı. Şimdilerde çoğu kişinin adını bile hatırlamadığı su değirmenleri, bir dönemin ekonomik ve sosyal hayatında önemli bir yere sahipti. Sadece buğdayın öğütüldüğü yerler değildi onlar. İnsanların buluştuğu, sohbet ettiği, haberleştiği, köy hayatının canlılığını koruduğu mekânlardı aynı zamanda. Afşin’de bir zamanlar 76 su değirmeninin bulunduğu, bugün ise bunlardan yalnızca 8’inin çalıştığı ifade ediliyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir zamanlar suyun gücüyle çalışan onlarca değirmen, bugün sessizliğe gömülmüş durumda. Çobanpınarı güzergâhını düşündüğümde, gözümün önüne birer birer geliyor o eski değirmenler. Emirli’nin içinde Çölbey’in değirmeni vardı. Aşağıya doğru devam ettiğinizde Feloğları’nın değirmeni, ardından Ebeselo’nun değirmeni ve Hacıömeroğlu’nun değirmeni sıralanırdı. Bugünkü Halk Eğitimi Merkezi’nin bulunduğu yerde de bir su değirmeni vardı. Hemen üst tarafında bir başka değirmen bulunurdu. Kale’nin dibindeki değirmeni de unutmamak gerekir. Boşnak köyüne doğru giderken hatırladığım iki değirmen daha vardı. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir hatırası vardı. Peki, ne oldu bütün bu değirmenlere? Çobanpınarı’nın suyu Afşin’e içme suyu olarak alınmaya başlanınca değişti her şey. Çünkü bu değirmenlerin tamamına yakını, çarklarını Çobanpınarı’nın suyuyla döndürüyordu. Su başka bir yöne akıtılınca değirmenlerin de çalışma düzeni bozuldu. Önce çarklar yavaşladı, ardından birer birer durdu. Derken kapandı kapıları… Oysa ne bereketli günlerdi onlar! Çuvallara doldurulan buğdaylar, eşeklerle ve atlarla getirilirdi değirmenlere. Sırasını bekleyen köylüler, değirmencinin işini bitirmesini beklerken koyu sohbetlere dalardı. Öğütülen buğdayın kokusu sarardı değirmenin içini. Un çuvalları yeniden yüklenir, köyün yolu tutulurdu. Bugün teknoloji gelişti. Elektrikli değirmenler, modern makineler aldı eski su değirmenlerinin yerini. İşler kolaylaştı elbette. Fakat kaybolan yalnızca eski bir öğütme yöntemi değildi. Bir kültür, bir alışkanlık, bir yaşam biçimiydi yavaş yavaş ortadan kaybolan. Şimdi o güzergâhlardan geçerken insan ister istemez düşünüyor. Nerede o değirmenler? Nerede suyun şırıltısına karışan taşların sesi? Nerede değirmen önlerinde bekleşen insanlar? Belki birçoğunun yeri bile belli değil artık. Ama isimleri hâlâ hafızamızda. Çölbey’in değirmeni, Feloğları’nın değirmeni, Ebeselo’nun değirmeni, Hacıömeroğlu’nun değirmeni… Her biri geçmişten bugüne uzanan birer hatıra. Bir zamanlar suyla dönen değirmenler, bugün hatıralarla dönüyor hafızamızda. Keşke bu eski değirmenlerin yerleri tespit edilse, tarihî ve kültürel değer taşıyan kalıntıları koruma altına alınsa. Hatta uygun olanları restore edilerek gelecek nesillere tanıtılsa.

Reklam

İlginizi Çekebilir

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?