SON DAKİKA

Sefer Aycan, “Grip”i Meclise taşıdı!

GÜNCEL, MANŞETLER, SAĞLIK, SİYASET

Büyükşehir Belediye Meclisi Toplandı!

GENEL, GÜNCEL, MANŞETLER, SİYASET

Kahramanlık Destanı Yazan Bir Şehrin Evladısınız!

EĞİTİM, GENEL, GÜNCEL, MANŞETLER

Aycan; “Sağlık Bakanlığının ilk göreve Halkın Sağlığını korumaktır”

Bu haber 21 Aralık 2019 - 6:08 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Prof.Dr.Sefer Aycan, TBMM’de yaptığı konuşmada Sağlık Bakanlığının görevlerinden Ülkede ki Sağlık sorunlarına kadar bir çok konuyu dile getirdi.

Aycan,konuşmasında şunları söyledi;

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
    Sağlık Bakanlığının kuruluşuyla ilgili 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de Sağlık Bakanlığının ilk görevi şu şekilde tanımlanıyor: “Halkın sağlığını korumak, geliştirmek, hastalık riskini azaltmaktır.” diye belirtiliyor. Yani Sağlık Bakanlığının esas işi sağlığı korumak, geliştirmek ve hastalık riskini azaltmaktır. Bu nedenle ben buna bakacağım. Bu konuda ne yapmış, ne yapmaya çalışıyor, onlara bakacağım. Bu yüzden, hastaneler beni ilgilendirmiyor. Çünkü hastaneler hastalıkları tedavi eden yerler, başarısızlığı örtbas eden yerlerdir. Sağlığı koruyamadığınız zaman oluşan hastalığı tedavi eden birimler olduğu için hastanelerdeki durum ikinci derecede benim için önemlidir. Hele hele sağlık turizmi beni hiç ilgilendirmiyor. Ekilen saçlar, kaldırılan burunlar, yapılan estetik ameliyatlar, beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Beni halkın sağlığını ne kadar koruduğumuz, hastalık riskini, hastalık yükünü ne kadar azalttığımız ilgilendiriyor. Onun için de ne yaptığımıza bakalım. Nerede bu işleri yapıyoruz? Hangi birimlerle bu işi yapıyoruz? Türkiye’deki mevcut sağlık sisteminde 2004 yılında oluşan sistemle birinci basamak sağlık hizmetleri dediğimiz sağlık hizmetleri, 2’ye ayrılmıştır. Bence ayrılmaması gerekirdi. Aile hekimliği ve toplum sağlığı merkezleri olarak 2 farklı birim ortaya çıktı. Bunlar sağlığı korumak ve geliştirmekle ilgili görevlidir, hastalık yükünü azaltmakla görevlidir. Fakat son zamanlarda bir şeyler oldu. Toplum sağlığı merkezlerinin görevleri ilçe sağlık müdürlüklerine aktarıldı ve toplum sağlığı merkezleri ortadan kalktı yani topluma yönelik sağlık hizmetleri veren birim kalmadı. Aynı şey değil. Toplum sağlığı merkezleri, topluma yönelik sağlık hizmetleri veren bir yerdir, ilçe sağlık müdürlüğü idari bir birimdir. Tersine, toplum sağlığı merkezlerinin sayısını artırmamız gerekirdi. Bununla ilgili kanun teklifi verdim. Bana göre her 100 bin nüfusun hatta daha fazla sayıda toplum sağlığı merkezine ihtiyacı var ve toplum sağlığı merkezlerinin etkin çalışmasına ihtiyacımız var. Bunlar çalışmadığı sürece hastalıkları azaltamayız, hastalık yükünü azaltamayız. Hasta olanları tedavi ederek, hastalık tedavi ederek bir yere varamazsınız. Tüm sermaye, tüm kapitalist sistem, sömürü sistemi hastalıklar üzerine kurgulanmıştır. Bütün dünyada paranın döndüğü şey hastalıklar üzerinedir, “Daha fazla hasta bakalım, daha fazla tüketim yapalım.”dır. Bunlar tüketim harcamasıdır, hiçbir yararı yoktur. Eğer gelecekle ilgili bir şey yapmak istiyorsak sağlığı koruyarak yatırım yaparız; sağlığı koruma, geleceğe yatırımdır, bir yatırım hizmetidir.
    Şimdi, sağlığı korumayla ilgili ikinci bir birim Türkiye’de aile hekimliğidir. Aile hekimliğinde de birtakım sorunlarımız var, 2004’ten itibaren aile hekimliği sistemine geçtik ama özellikle aile hekimliğinin yapılanmasında da sorunlarımız var. Tümüyle organize olundu ama özellikle kırsal alanda aile hekimliği hizmetlerinde, özellikle tedavi hizmetlerinde aksamalar olmaktadır. Bunun için, aile hekimliği sayısını artırmalıyız çünkü kırsal kesimde hâlâ nüfusumuzun yüzde 30’u köylerde yaşamaktadır, buraya tedavi hizmetleri götürmede sorunumuz var, hasta olan köyde hasta olan birisinin ilçe merkezine gitmesi gerekiyor, bu da ciddi bir sorundur. Bunu ortadan kaldırmak için daha fazla aile hekimi istihdam etmemiz, görev tanımında ve uygulamalarda da değişiklik yapmamız lazım.
    Aile hekimlerinin bir görevi de kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında erken tanı hizmeti vermektir. Evet, erken tanıda da tarama programlarımız var, çocuklara yönelik tarama programlarında başarılıyız ama topluma yönelik genel tarama programlarında, hastalık önlemede ve erken tanıda başarısızız. Kanser tarama programı yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı olarak 3 kanserde tarama programımız var ama hedef kitleye ulaşmada sorunlarımız var; bunu artırmamız, risk altındaki tüm topluma ulaşmamız gerekiyor.
    Onun dışında, “kronik hastalıklar” dediğimiz hipertansiyon, şeker hastalığı, aterosklerotik kalp hastalığı, akciğer hastalığı gibi kronik hastalıkların tanısında da ya da erken tanısında da sistemi güçlendirmek, buna özen göstermek lazım.
    Tabii, birinci basamak hasta bakımında da yetersizliklerimiz var, hastalar hâlâ direkt hastaneye gitmektedir; bu, sevk sisteminin çalışmadığını gösteriyor. Bu da tabii ki toplumsal anlamda sağlık sistemi açısından bir sorundur ama çok daha önemli bir konu, acillerin kapılarındaki yığılmaları da çözmemiz lazım. Birinci basamakta, özellikle mesai saatleri dışında hasta bakımında sorun yaşadığımız için yoğunluk acillerde olmaktadır ve en yıpratıcı, en çok sorun çıkan yerler de acillerdir. O acillerin yükünü azaltacak müdahaleleri yapmamız lazım. Bu kapsamda, 112’den de konuşmak gerekir. Evet, 112 Acil hizmetlerde de bir organizasyonumuz var, bu organizasyon çok mesafe aldı ama özellikle yine kırsal kesimde sorun var çünkü bir hastanın, gerçekten ciddi bir hastanın dakikalarının önemli olduğu durumlar ortaya çıkmaktadır. Acil vakayı on dakikadan önce hastaneye ulaştırmak lazım ama kırsal kesimde, köy bölgesinde ambulans çağrıldığında ambulansın gelmesi ve bu hastayı acile götürmek de bazen saatleri bulabiliyor, o zaman da yapılacak müdahale gecikmiş oluyor. Burada da önerimiz 112 istasyonlarının sayısını artırmaktır. Daha fazla 112 istasyonu açıp daha etkin bir şekilde, daha kısa sürede ulaşmayı sağlamamız gerekir.
    Aşıyla ilgili hizmeti iyi veriyoruz ama son zamanlarda aşı reddi sorunu ortaya çıktı. Özellikle aşı reddi sorununu da halletmemiz lazım çünkü 50 bine yaklaşan aşı reddi ve burada ortaya çıkan 2.500 kızamık çok ciddidir. Sağlık Bakanlığı’nın da buna müsaade etmemesi gerekir çünkü aşılar zaten Sağlık Bakanlığından ruhsatlıdır.

   Son olarak sağlık personelinden bahsetmek istiyorum.
    Sağlık hizmeti bir ekip işidir. Hekim dışı sağlık personeli var ve bunlar hekimin tamamlayıcısıdır. Burada çok sorunlar var. Daha fazla hekim dışı sağlık personeli istihdam etmemiz lazım. 620 bin sağlık personeli atama bekliyor, yeterli gücümüz var, bunların istihdamını artırmamız lazım. Bunların bir kısmı sözleşmeli çalışıyorlar, sözleşmeyi kaldırıp hepsini kadroya geçirmek gerekiyor. Özellikle 1219 sayılı Kanun’da sağlık mesleklerinin uygulanmasında karışıklıklar vardır. Meslek tanımlarını, görev tanımlarını yeniden yapmamız lazım. Özellikle de artık, sertifikalı çalışmaya son vermek lazım çünkü her alanda yeteri kadar personelimiz vardır. Sertifikalı personelle hizmet vermek yerine direkt bu işin eğitimini almış kişilerle hizmet vermek gerekir diye düşünüyorum.